44
 |  Anasayfa |  Ziyaretçi Defteri |  İletişim |          
                

Yazıları |    
Şiirleri |    
Ufuk Turu |    
Kitapları |    
Hakkında |    
Basında |    
Fotoğraflarla |    





ŞİİRİMİZDE 2003 UFUK TURU

      Şiirimizde Ufuk Turu 5 yılı doldurdu. Bu tur altıncı… Öyleyse sarılalım kaleme… Gerçi, şiir üzerine üretilen her şey şiirin karmaşık yapısını bırakın, şiirin tanımını bile içinden çıkılamaz bir duruma sokuyor. Tehlikeli sularda yüzüyoruz! Bu durumda ne yapabiliriz?
      Şiirimiz üzerine konuşmak tekinsiz bir davranış! Kimse, neyin, ne kadar bilindiğini ya da bilinmediğini bilmiyor! Herkes, kavram bunalımında. Net doğrular bilinmiyor. Yargılarda keyfilik sürüyor… Sonuçlandırılmış ortak noktaların kategorilere ayrıştırılması sona erdirilmemiştir.
      2003 yılının ilk aylarında dergiler yıllıkların mukayeseli karşılaştırılmasına ayrılmıştır. Mehmet H. Doğan’ın yıllığı başarılı bulunmuş, Veysel Çolak; söylediklerinin aksine yeterli titizliği göstermediği için bol kepçe davranışıyla bu ne perhiz ne lahana turşusu dedirtecek seviyelere gelmiştir; gelmiştir, çünkü eleştiri yazılarında söylediği kriterlere ilk önce kendisi uymamış, söylediklerini çiğnemiştir. Böylece Mehmet H. Doğan’ın iki katı şair seçmiş. Benim seçtiğim şairlerin yarısı kadar fazla şair seçerek, herkese şirinlik muskası dağıtmıştır.
      Çolak, bu yıl da aynısını yapmış; 153 kişiden şiir seçmiş! Ölçütsüzlük, ölçü olursa böyle olur! Mehmet H. Doğan; bu yıl sanıyorum daha arı duru şiirler seçmiştir, 83’ü 70-75‘e indirecektir. Bense 100 sayısını baz aldığım için göreceli de olsa 100’ün birkaç aşağısı ya da yukarısı şairle işi bağlıyorum.
      Mehmet H. Doğan’ın yıllığı çıktıktan sonra döküm hesapları yapılır. Geçen yıl, bu günlerde medyamızın ne denli bağımlı olduğu acı bir biçimde görüldü. Savaş taraftarı bir güruh; tarih, gelenek, komşuluk gibi önemli öğeleri aldırmaksızın kullanan medyamızın teslimiyetçi tavrı nedeniyle boynumuz az mı bükük gezdik!
      Bursa’da kitap fuarı iyi bir düşünce; çok işime yaradı. Eksik gedik kapattık, biraz da fazla açıldık sanırım. Son 4-5 yılın eksik şiir kitaplarının önemli bölümünü tamamladım. Her yılın 2-3 ayı batan dergilere, yeni çıkan dergilere ayrılır, durum saptanır. Bu yıl yeni çıkan dergiler umut verdi. Aries, Yasakmeyve, Geceyazısı... Bakalım, daha neler göreceğiz. Bursa’da, çıkan üç beş dergiye ulaşmak istiyorum. Sürekli olacaklarına inancım olmasa da.
      Yılın ilk şiir kitabı Gülten Akın’ın YKY.den çıkan Uzak Bir Kıyıda’sı oldu. 20 Ocak 2003’te almışım. Armağan olarak gelen ilk imzalı kitap; Osman Serhat Erkekli’nin Yerlere ve Göklere Dair adlı, 31 Ocak 2003 tarihli kitabıdır.
Her yıl 15/ 20 imzalı şiir kitabı alırım. Şair dostlar sağ olsun! Yüce gönüllüdürler. Hepsine adlarını, yapıtlarını yazarak teşekkür etsem olmaz mı? Çağdaş Keçeci: Sevda ve Nem, Virtüel Y. Mart 2003; Altay Ömer Erdoğan: Taş(ra) Baskısı, İlya Y. Nisan 2003; Ahmet Ada: Gökyüzünün Fıskiyesi, Islık Y. Mayıs 2003; Selami Karabulut: İz ve Kaçak, Ses Y. Mart 2003; Sabahattin Yalkın: Güneş Yarıyı Geçince, Gerçek Sanat Y. Mayıs 2003; Şerif Mantu: Aşk’a Zeyl, Elma Y. Nisan 2003; Mehmet Sarsmaz: Sözcükbilim, Teos Y. Ağustos 2003; Hüseyin Peker: Ateşin Zilleri, YKY. Ağustos 2003; Arzu K. Ayçiçek: Menekşeli Avlular, Gerçek Sanat Y. Eylül 2003; Nuri Demirci: Soldan Dördüncü Aralık, YKY. Ekim 2003; Osman Serhat Erkekli: Ruhun Şehveti, (C) Y. Mayıs 2003; Hakan Cem: Susmanın Ötesi, Sardes Y. Kasım 2003; Ozan Çılgın: Kötü Zamanlar Tragedyası, Mayıs Y. Kasım 2003; Nesrin Kültür Kiraz: Çikolata Teli, Mayıs Y. Kasım 2003.



UFUK TURU GEZİ PLANI

F. H. DAĞLARCA İlhan BERK Mehmet BAŞARAN Gülten AKIN Cevat ÇAPAN

1914
1918 1926 1933 1933

Egemen BERKÖZ
Metin GÜVEN Hulki AKTUNÇ Nuri DEMİRCİ Abdülkadir BUDAK

1941
1947 1949 1950 1952

Hilmi HAŞAL
Arife KALENDER Roni MARGULİES Serdar ÜNVER Fergun ÖZELLİ

1954
1954 1955 1955 1955

Adnan AZAR
Mahmut TEMİZYÜREK Çiğdem SEZER Zeynep UZUNBAY Enis AKIN

1956
1956 1960 1961 1964

M.Can DOĞAN
Sinan ORUÇOĞLU Atılcan SADAY Emrah ALTIOK Gonca ÖZMEN

1969
1974 1977 1980 1982




Alternatif Tur Yolcuları

İlhan BERK Gülten AKIN Ataol BEHRAMOĞLLU Hüseyin PEKER Celâl SOYCAN

1918
1933 1942 1946 1948


İsmail UYROĞLU
Ebubekir EROĞLU Tahir ABACI Hüseyin FERHAT Hilmi HAŞAL

1948
1950 1951 1954 1954


Yuauf ALPER
Hüseyin HAYDAR Muzaffer KALE Orhan ALKAYA Mustafa KÖZ

1956
1956 1957 1958 1959


Sadık YAŞAR
Çiğdem SEZER Serdar KOÇAK Hüseyin ALEMDAR Necmi ZEKÂ

1959
1960 1961 1962 1963


Yücel KAYIRAN
Metin KAYGALAK Didem MADAK Özlem TEZCAN Seyidhan DERTSİZ KÖMÜRCÜ

1964
1968 1970 1972 1979



2003 Yılının 100 Şairi ve Şiirleri

01- 1914 F. H. Dağlarca : “Günümüzün On Dörtlüğü” Kitap-lık 61

02- 1918 İlhan Berk
: “Madrigaller I, II, III” Yasakmeyve 3

03- 1926 Mehmet Başaran
: “Yalnızlık Ören” Adam Sanat 212

04- 1933 Gülten Akın
: “Dersler”, “Adacio” Gösteri 248

05- 1933 Cevat Çapan
: “Bana Düşlerini Anlat” Adam Sanat 206

06- 1934 Cengiz Bektaş
: “Mauthausen” Evrensel K. 137

07- 1935 Kemal Özer
: “Canlı Siper” Evrensel K. 135

08- 1936 Bedrettin Aykın
: “Tay” Kum 19

09- 1936 Hilmi Yavuz
: “Bir Hüzün Şiirine Giriş” Yasakmeyve 1

10- 1939 İhsan Üren
: “Kum Saati” Akatalpa 43

11- 1941 Egemen Berköz
: “Ürper!” Kitap-lık 60

12- 1942 Ataol Behramoğlu
:“Sava’da Boğulan Türkler” Yasakmeyve 2

13- 1942 Hüseyin Atabaş
: “İyi ki Geldin” Kum 18

14- 1943 Sennur Sezer
: “Boşnak Gelini” Evrensel K. 137

15- 1943 Güven Turan
: “Amasya” Geceyazısı 1

16- 1944 Refik Durbaş
: “Vasiyeti Sevdiği Kadınlara

Mezartaşı Olana Rüya” Yasakmeyve 2

17- 1944 Arif Madanoğlu
: “Gül Vaktine Çalıştım” Agora 32

18- 1944 Özkan Mert
: “Ben Ağzında Dinamitle Öpüşecek

Kadar Usta Değilim” Yasakmeyve 1

19- 1946 Nihat Behram
: “Bir Yaz Günü Büyüsü” Yasakmeyve 1

20- 1946 Ahmet Özer
: “Heyamola” Agora 30

21- 1946 Hüseyin Peker
: “Düşük” Akatalpa 38

22- 1946 Mehmet Taner
: “Nazarsız Pırıltı” Kaşgar 32

23- 1946 Ahmet Telli
: “Veda” Varlık 1153

24- 1947 Ahmet Ada
: “Kötü Bir Yaz” Gösteri 250

25- 1947 Metin Güven
: “Düşler Bitti” Gösteri 252

26- 1947 Günseli İnal
: “Gotik Güller” Yasakmeyve 1

27- 1948 Celâl Soycan
: “Bunu Kendime Öğretmeliyim” Islık 17

28- 1948 İsmail Uyaroğlu
: “İfrit” Varlık 1144

29- 1949 Hulki Aktunç
: “Kelebeklerin Sonsuzluğu” Yasakmeyve 2

30- 1949 Arzu K. Ayçiçek
: “İç Dökümü” Kum 18

31- 1950 Sina Akyol
: “Sitem Şiiri” Varlık 1147

32- 1950 Nuri Demirci
: “Alzhh...”, “Anı / Aşk” Akatalpa 37

33- 1950 Ebubekir Eroğlu
: “Uçurum” Kitap-lık 58

34- 1950 Mehmet Mümtaz Tuzcu
: “Yazı” Geceyazısı 3

35- 1951 Tahir Abacı
: “Derkenar” Adam Sanat 210

36- 1951 Gültekin Emre
: “Dur Gitme” Varlık 1152

37- 1952 Enis Batur
: “Dal Budak” Geceyazısı 3

38- 1952 Abdülkadir Budak
: “Ahmet Oktay” Gösteri 249

39- 1952 Oya Uysal
: “Gecenin Rüzgârında...” E 51

40- 1953 Metin Cengiz
: “Ben Ağlarsam” Son Kişot 3

41- 1953 Şükrü Erbaş
: “Yalnızlık Heceleri” E 48

42- 1953 Tuğrul Tanyol
: “Dudaklarında Kan Damlası” Kitap-lık 64

43- 1954 Veysel Çolak
: “Umut Bir Hayli Kirli” Varlık 1149

44- 1954 Hüseyin Ferhad
: “Beni de Ezberine Al” Geceyazısı 1

45- 1954 Hilmi Haşal
: “Dönüş”, “Kıyı Kokusu” Akatalpa 48

46- 1954 Arife Kalender
: “İstiridye ve İnci” Dize 94

47- 1955 Osman Serhat Erkekli
: “Suna’ya Şiirler XCI” Akatalpa 44

48- 1955 Roni Margulies
: “Mevsimler” Adam Sanat 212

49- 1955 Fergun Özelli
: “Bu Bir Teyp Kaydıdır” Dize 87

50- 1955 Serdar Ünver
: “Acı Söz” Akatalpa 39

51- 1956 Yusuf Alper
: “Su Gibi Rüzgâr Gibi” E 49

52- 1956 Adnan Azar
: “Geçilen Şiir” Adam Sanat 204

53- 1956 Salih Bolat
: “Belki” E 47

54- 1956 Hüseyin Haydar
: “Doğu Tabletleri” E 48

55- 1956 Lâle Müldür
: “Pragmatik Değer Felsefesi” Geceyazısı 2

56- 1956 Mahmut Temizyürek
: “İnsan Tutkusudur” Yasakmeyve 3

57- 1956 İlyas Tunç
: “Kinik” Akatalpa 47

58- 1957 Muzaffer Kale
: “İyi” Akatalpa 44

59- 1958 Orhan Alkaya
: “Hakkâri, Babam, Marsilya Garı” Eski 23

: “Vadim O Kadar Yeşildi ki” Kum 20

60- 1958 Enver Ercan
: “Ah Kalbim” Yasakmeyve 1

61- 1958 Ahmet Erhan
: “Kırkbeş” Hayvan 15

62- 1959 Osman Hakan A.
: “Her Yer Rüzgâr, Göl Deniz” Varlık 1148

63- 1959 Mustafa Köz
: “Kırık Bahçe” Islık 16

64- 1959 Akif Kurtuluş
: “Aşk ve Katil” Hayvan 14

65- 1959 Sadık Yaşar
: “Yazın Büyüsü” Akatalpa 41

66- 1960 Çiğdem Sezer
: “Sözün Issız Koynuna” Kum 29

: “Gemi Kan Alıyor Kaptan” Kum 15

67- 1961 Metin Celâl
: “Hiç Değerim Yokmuş” E 52

68- 1961 Turgay Kantürk
: “Der’in” E 57

69- 1961 Serdar Koçak
: “Ondan Önce” E 57

70- 1961 Oktay Taftalı
: “Annemin Yaşındayım Birden” E 47

71- 1961 Zeynep Uzunbay
: “Öpiim Geçsin” Agora 31

72- 1962 Hüseyin Alemdar
: “İçuzak” Akatalpa 41

73- 1962 Seyhan Erözçelik
: “Motorsiklet” Geceyazısı 3

74- 1962 Adnan Satıcı
: “Ölü Aslan Yorumu” Evrensel Kültür 137

75- 1962 Betül Tarıman
: “Um Kasr’ın Gelin Kızları” Agora 31

76- 1963 Enver Topaloğlu
: “Buğu”, “Tersine” E 51

77- 1963 Necmi Zekâ
: “Katastrof 1, 2” Geceyazısı 1

78- 1964 Enis Akın
: “Akıntıya Kapılmasaydık...” Varlık 1144

79- 1964 küçük İskender
: “Merhamet Cuntası” E 56

80- 1964 Yücel Kayıran
: “Akıntı” Gösteri 252

81- 1964 Osman Olmuş
: “Üç Kasa Üzüm” Gösteri 251

82- 1964 Altay Öktem
: “Eflatun Bir Duvar” Yasakmeyve 3

83- 1965 Deniz Durukan
: “Şakağına Daya Beni” Varlık 1149

84- 1965 Hakan Savlı
: “Yalnızca Müzik İçin” Adam Sanat 206

85- 1965 Elif Sofya
: “Altı Kalp Atışı” Yasakmeyve 3

86- 1967 Deniz Çolpan
: “Bir Susuzluk Denemesi” Akatalpa 40

87- 1968 Yılmaz Arslan
: “Sonbahar Bahçelerinde...” Akatalpa 39

88- 1968 Metin Kaygalak
: “Fena” E 46

89- 1969 Mehmet Can Doğan
: “Edalı Zihin” E 49

90- 1970 Didem Madak
: “Ağrı” Yasakmeyve 1

91- 1972 Şeref Bilsel
: “Dünebakan” Varlık 1153

92- 1972 Özlem Tezcan Dertsiz
: “Geç Kâğıdı” Akatalpa 48

93- 1974 Sinan Oruçoğlu
: “Çapak” Kaçak Yayın

94- 1975 Kuvvet Yurdakul
: “Pavyon -3- Yolumu...” E 47

95- 1976 Nilay Özer
: “***” Hayvan 15

96- 1976 Uğur Aktaş
: “Beşer Bağı” Kitap-lık 67

97- 1978 Zeynep Köylü
: “Leda Şiirleri” Son Kişot 2

98- 1979 Seyidhan Kömürcü
: “Hasar Ayini” Kum 18

: “Su Şehri İçin” Varlık 1150

99- 1980 Emrah Altınok
: “Öcü” Kitap-lık 67

: “İnceden Varlık 1150

100-1982Gonca Özmen
: “Ağzındı” Adam Sanat 204





2003 Yılında Çıkan Şiir Kitapları:

01- 1946 Hüseyin Peker : “Ateşin Zilleri” YKY.

02- 1947 Ahmet Ada
: “Gökyüzünün Fıskiyesi” Islık Y.

03- 1949 Arzu K. Ayçiçek
: “Menekşeli Avlular” Gerçek San Y.

04- 1962 Sami Baydar
: “Varla Yok Arasında” Everest Y.

05- 1965 Hüseyin Akın
:

06- 1967 Derya Çolpan
: “Kırık Su Saati” Eti Y.

07- 1970 Altay Ö. Erdoğan
: “Taş(ra) Baskısı” İlya Y.

08- 1977 Kadir Aydemir
: “Dikenler Sarayı” Eti Y.

09- 1978 Mehmet Erte
: “Suyu Bulandıran Şey” Varlık Y.

10- 1971 Levent Dalar
: “Temsil-i Hayat” Birun Y.

11- 1971 Levent Dalar
: “Bir Fakir Adem” “ “

12- 1955 Murathan Mungan
: “Timsah Sokak Şiirleri” Metis Y.

13- 1964 İbrahim Başbuğ
: “Kavis” Can Y.

14- 1969 Bâki Ayhan T
. “Uzak Zamana Övgü” Can Y.

15- 1970 Yaşar Günaçgün
: “Yalnızlık Dört Bin Perde” Epsilon Y.

16- 1958 Ahmet Erhan
: “Kaybolmuş Bir Köpek İlanı” Everest Y.

17- 1944 Özkan Mert
: “Nehir” Boyut Y.

18- 1962 Seyhan Erözçelik
: “Toplu Şiirler 1980-2003” YKY.

19- 1952 Oya Uysal
: “Günaydın Sevgili Gece” Can Y.

20- 1933 Gülten Akın
: “Uzak Bir Kıyıda” YKY.

21- 1943 Güven Turan
: “Cendere” YKY.

22- 1950 Nuri Demirci
: “Soldan Dördüncü Aralık” YKY.

23- 1973 Şerif Mantu
: “Aşk’a Zeyl” Elma Y.

24- 1973 Çağdaş Keçeci
: “Sevda ve Nem” Virtüel Y.

25- 1946 Sabahattin Yalkın
: “Güneş Yarıyı Geçince” Gerçek Sanat Y.

26- 1970 Selami Karabulut
: “İz ve Kaçak” Ses Y.

27- Mehmet Sarsmaz
: “Sözcükbilim” Teos Y.

28- 1955 Osman Serhat Erkekli
: “Yerlere ve Göklere Dair” “C”

29- 1955 “ “
: “ Ruhun Şehveti” “C”

30- 1960 Aydın Şimşek
: “Susmalar Kitabı” Kum Y.

31- 1955 Oğuzhan Akay
: “Ürk Şiirleri” Altıkırkbeş Y.

32- 1941 Melisa Gürpınar
: “Ada Şiirleri” Can Y.

33- 1964 Enis Akın
: “Öpünce Geçmez” Om Y.

34- Ahmed Arif
: “Yurdum Benim Şahdamarım” Everest Y.

35- 1978 Pelin Batu
: “Glass”, Cam YKY.

36- 1952 Enis Batur
: “Abdal Düşü” Altıkırkbeş Y.

37- 1948 Oruç Aruoba
: “Olmayalı” Metis Y.

38- 1946 Ahmet Telli
: “Barbar ve Şehla” Everest Y.

39- 1961 Hakan Cem
: “Susmanın Ötesi” Sardes Y.

40- 1955 Mehmet Kâzım
: “Kuyu” Everest Y.

41- 1981 Ozan Çılgın
: “Kötü Zamanlar Tragedyası” Mayıs Y.

42- 1962 Nesrin Kültür Kiraz
: “Çikolata Teli” Mayıs Y.

43- 1965 Hüseyin Kıran
: “Madde Kara” Metis Y.



2003Yılı Şiir Ödülleri:

1- 57. Yunus Nadi Şiir Ödülü Yılmaz Gruda,
2- Ceyhun Atuf Kansu; Şiir Ödülü Turgay Fişekçi,
3- Behçet Necatigil Şiir ödülü; Ali Hikmet
4- Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü; Melisa Gürpınar,
5- 2003 Dünya Şiir Günü Ödülü; Ataol Behramoğlu,
6- Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü; Emrah Altınok, Alper Akdeniz,
7- 8. Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü; Nesrin Kiraz, Seyyithan Kömürcü,
8- 11. Truva Kültür Sanat Ödülleri; Şiir Cengiz Bektaş,
9- Dünya Gazetesi 2003 Ödülü; Gülten Akın,
10-Yaşar Nabi Nayır, Şiir Gençlik Ödülleri; Seyyithan Kömürcü, Mehmet Erte,
11-Ali Riza Ertan Şiir Ödülü; Altay Ömer Erdoğan,
12-Dionysos Şiir Ödülü; Cevat Çapan, Orhan Alkaya,
13-Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü; Necmi Zekâ




Şiir Antolojileri ve Şairler Hakkında Yazılan Kitaplar:

1- Çevre Şiirleri Antolojisi, Orhan Kural - Kubilay Köseoğlu Beril Y.
2- İz Edebiyat Yazarları 2003 Edebiyat Yıllığı, İzlenim Y.
3- Soğuğa Açılan Kapı, Şavkar Altınel (Şiir Üstüne Yazılar)
4- A’dan Z’ye Yunus Emre, Talat Halman, YKY.
5- A’dan Z’ye Ece Ayhan, Ahmet Soysal , YKY.
6- A’dan Z’ye Edip Cansever, Eray Canberk, YKY.
7- A’dan Z’ye İlhan Berk, Selahattin Özpalabıyıklar, YKY.
8- A’dan Z’ye Ahmet Hamdi Tanpınar, Ekrem Işın, YKY.
9- A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi, Mehmet Can Doğan, YKY.
10-A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, YKY.



1- Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (1914)


      Dağlarca, asker kökenli olmasına karşın, barıştan yana tavır koymasını bildi. Çok az yazmasına karşın safını belli etti. Bu yıl 90 yaşına basacak Dağlarca’ya verilen fahri edebiyat doktorluğu yakıştı yakışmasına da çok geç olmadı mı?
      İşte, adam size inat yaşıyor! Sağlıklı ve uzun ömürlü olsun…

GÜNÜMÜZÜN ON DÖRTLÜĞÜ

Gerçek

Barış ister ya
Bütün ülkeler
Savaşla çizilmiştir
Sınırları bütün ülkelerin

Dilek

Savaş arabasındaki
Sen olmasan ben olmasam
Sen olsan ben olsam
Barış arabasındaki

Görecelik

Korkak başka barış başka
İnanmayınız
Bütün yürüyüşlere
Savunma başka savaş başka

(Kitap-lık 61, Mayıs 2003)


2- İlhan BERK (1918)

      Berk, çalışmalarıyla gençlik simgesi gibidir maşallah… Berk, lir, lirik, balad... gibi duyguları ele alıp işleyen türlere madrigal’i ekleyerek genişletti. Bu Fransız ve İtalyan edebiyatında duyguları işleyen bir türdür. Ayrıca müzik terimi olarak en az iki ses için yazılmış dindışı şarkı anlamı da vardır.
      Nedense madrigal sözcüğü bende egzotik çağrışımlar yapar. Beni uzaklarda bir yerlere götürür…

MADRİGALLER I

Mısır’da Suyun Yavaş Yavaş Aktığını Gördüm

1. Mısır’da suyun yavaş yavaş aktığını gördüm.
2. Söylence der ki susineği bir gün ipek böceğiyle yola çıkar.
3. Küçük köyler, kuşlar, kediler, köpekler…
4. Ve kadınların yüzü…
5. Böyle gri tarihler, gri gökler altında yaşadık.
6. Ben o sıralar sarı tüylü bir çocuktum, bırak beni öyle ansınlar
                     [diyordum.

MADRİGALLER III

Şimdi Sizin Olduğunuz Yerler Akşamüstüdür

1. Siz alazlar, ışıltılar ve sonsuz zamandınız.
2. Biz o taşlar, demirler, kör kuyulardık.
3. Küfü, çarşafları, çocukluk kokusunu içimize çekerdik.
4. Yakından bakıldığında değişir her şey.
5. Şimdi sizin olduğunuz yerler akşamüstüdür.
6. Size ‘gökyüzünün yarısı’ diye seslenirdim ve susmak bilmezdim.

(Yasakmeyve 3, Haziran - Temmuz 2003)



3- Mehmet BAŞARAN (1926)

      Sevgili Başaran; bu ülkenin duyarlı insanlarına güzel bir örnek. Sevecen bir tavırla örenlere sarılmak, bazı soruların yanıtı değil mi?

YALNIZLIK ÖREN

Fethiye’de bir otelin
Geçmişe sarkan balkonu
Akşamlı dağlar
Toroslardan mı bu serinlik
Yamaçlarda gözleri oyuk
Kırık bir yontu
Gizemli bir yazı Roma’dan
Neyi susuyor Akdağ
Martılar Ölü Deniz

Birden Kayaköy’den
Kayaların ak çığlığı
Yıkık duvarlar boş evler
Kurumuş narlar ağıt
Sarnıçlar uzak yankı
Yıldızları solduruyor
Geride kalmanın hüznü
Aşkını arıyor hâlâ
Acının sınırında bir yürek
Yüreğini arıyor
Toprağı ısıtan bir aşk

Yalnızlık ören

(Adam Sanat 212, Eylül 2003)


4- Gülten AKIN (1933)

      Şiirin başlığı olan sözcük, bir müzik terimidir; yavaşça, yavaş çalınan anlamına gelir. Tomaso Albinoni; (1671-1750 Venedik) ince ve büyüleyici operaları ve enstrümantal yapıtlarıyla büyük ün kazanmış bir bestecidir.
      Yukarıda verilen bilgilerin ışığı altında, yaşlandım işte, diyen Gülten Akın’ın dinginlik arayan haliyle, betimlediği iklim olayları, yapısına uygun değil.

ADACİO

Şimdi akşamları kurt
sabahları köpek oluyor rüzgâr
saçağa otlara dala vuruyor
usul usul sallanıyor kuşevi

kim kime seslendi?
değil, ben öyle sanıyorum
düş üreten yalnızlık içinde
bir mekândan bir mekâna
bir zamandan bir zamana
kendi ormanımızda

yer kaygan, çam pürleriyle
uzaklarda
usul bir ırmak akıyor
Albinoni elimden tutuyor
“Sarı yaseminler” diyor,” erik çiçekleri
bunca kalabalık sana yetmedi mi?
ne çok seçtindi de ne çok sığındındı
şimdi bu şikâyet niye”

ufak şeylerdi, diyorum, küçük soluklar
bir ömre karşılık bu kör yalnızlık
değildi seçtiğim

üşüyorum üşüyorum
şubat kendini kurtaramıyor

(Gösteri 248, Mayıs 2003)


5- Cevat ÇAPAN (1933)

      İncelikli şiirler yazan Çapan, sık olmasa da eski şiirini; geçmişine, çevresine, tarihine yaptığı yolculuğu, kendince sürdürdü. Çok eski tarihlerde kalmış, masalsı betimlemeler, dostluklar, arkadaşlıklar…
      Çocukluğunun evreni masalsıdır, temizdir, inanılmazdır. Düşler içinde sunulmuştur…

BANA DÜŞLERİNİ ANLAT

İstersen bana düşlerini anlat,
istersen sus sabahın sisli alacasında
yollara düşerken tökezlediğin,
dağ yamacındaki çiçekleri kokla
ve başla gene de anlatmaya
suyunu içmeye eğildiğin
o keklik pınarını, uykulu kanatlarıyla
havalanan kuşları…

Bir ince marangozdun sen Pekeriç
       kuytusunda,
uzakta su değirmeni,
       yatağın toprak damda,
              düşlerinde bıldır yağan kar.
Haydi bir cıgara sar şimdi
       nasırlı parmaklarınla
ve bana düşlerini anlat:

“Ah o bulutsuz gökyüzü, o çırpıntısız deniz,
kumsalını, kayalıklarını uzaktan görebildiğimiz
       ada!”

(Adam Sanat 206, Mart 2003)


6- Egemen BERKÖZ (1941)

      Uzun yıllar susan ya da şiirden kopan şairler, gerekçe bulup şiire döndüğünde tökezler. Sabırsızlık gösterir, yanlışlar yapar.
      Egemen, çok mu başarılı, sanmam? Ben, Berköz’ü başarılı bulmuş değilim, bulanlara selam olsun!

ÜRPER!

Bir akrep girdi düşüme
dolanır dururmuş
zaman evreninde.

Bir akrep girdi düşüme
kıvırmış kuyruğunu
değdi değecek kendine.


Ya ben mi? Ben de
bir atommuşum meğer
kuyruğunun bir yerinde.

(Kitap-lık 60, Nisan 2003)


7- Metin GÜVEN (1947)

      Bizim Metin iyi şairdir. Son zamanlarda daha az, ama daha iyi şiirler yazdı.
      Alemdar, Bursa’ya geldiğinde Güven’i ziyaret eder. Sevgili Metin, böyle bir ziyarette Alemdar’ın sevimli ıslak kedi halini beğenmiş ki, ona takılıyor!

DÜŞLER BİTTİ

       -Ağlayan çocuk Hüseyin Alemdar’a-

Sizde migren mi var yoksa? Gözleriniz iyi görmüyor
Hayat ağrıtıyor belki başınızı, kim bilir belki de ölüm
Mercan bir bilezik gibi takılmış peşinize ağrılar. Yağmurda
                     [durmayın,
Büyülenmiş ahtapot çorbası için sabahları. Ve kapatın bütün kapıları
Ve uslanın artık

Sizde sinüzit mi var yoksa? Sıcak bir şubat gibisiniz
Ne çok kalabalıksınız ya da ne çok tenha
Sanki küçük bir kedinin gözlerinde yaşıyorsunuz
Sanki azgın bir yanardağın gölgesinde bekliyor sizi
Ve cennet ve cehennem

Düşler bitti… Aynalar sizin içinizde kırılıyor şimdi.

(Gösteri 252, Ekim 2003)



8- Hulki AKTUNÇ (1949)

      Aktunç, tutturduğu söylemle kelebeklerin ince, kırılgan, kısa ömürlü yapısındaki sürekliliğin inanılmaz gücüne dikkat çekiyor! Böyle bir gücün verdiği sağlamlıkla, geleceğe güvenli ve emin adımlarla ilerliyor. Hulki, kelebeklerin sonsuzluğundan emindir. Bu duygularla yaklaşıyor duruma…

KELEBEKLERİN SONSUZLUĞU

Günler
ey yankılar düzeni
kelebekler bekleniyor
şimdi kelebekler

(1) Günler
ey tırtıllar düzeni
kelebekler bekleniyor

- Yaşınız kaç peki?
- Sizin öleceğiniz yaş.

(2) Yollarım karla kaplı
kelebekler bekleniyor

- Boyunuz kaçtır peki?
- Tabutunuza göredir.

(3) Üşenmedim hayattan hiç
kelebekler bekleniyor

- Kaygınız nedir peki?
- Kelebeğin beklenmeyişi…

(4) Yalnızım üşüdüm evimden
kelebekler bekleniyor

- Eviniz nerede peki?
- Kendimle komşuyum ben.

(5) İlkyaz öykü güz romandır
kelebekler bekleniyor

- Ne yazdınız peki?
- Duyduklarımdan az.

(Yasakmeyve 2, Nisan - Mayıs 2003)


9- NURİ DEMİRCİ (1950)

      Demirci, neredeyse sürekli seçtiğim bir şair oldu son yıllarda… Bence o, çok istikrarlı bir tutum izleyen bir şair. Bağırması gerekmiyor, sesini yeterli biçimde duyuruyor. YKY’den yayımlanan “Soldan Dördüncü Aralık”, bu yönüyle bana hak vereceğiniz bir kitap.

ANI /
AŞK

geliyor bazen gelirmiş gibi
kıymık kadar zamanlara
bir orman sığdırır gibi

geliyor bazen, koltuk değneği gibi
dikleştiriyor gece caddelerine düşen
aksak gölgemi

bir yeri anımsatıyor
bir ağacı, bir kıyıyı
acının kalıcı çölünde
savrulup giden göğü

dilimde denizden korkan martı bahaneleri
bozuyorum kurduğu bütün cümleleri


elleri büyük
elleri bahar dolu
bense unutmuş oluyorum, bıçağın
elmayı nasıl soyduğunu

(‘Soldan Dördüncü Aralık’ kitabından)



10- Abdülkadir BUDAK (1952)

      Budak, şair Ahmet Oktay’la özdeşleşen yanlarıyla karmaşık bir görünüm çiziyor. Zorlamalı anlatımıyla Ahmet Oktay’a yaklaşımı, çizilen portreye uygun mu? Bilemiyorum, belki!

Portre Çalışmaları: 1

AHMET OKTAY

Kuyunun portresine çalışıyordum
Taşı kaldırdım akrep
Akrebe dokundum zehir
Akrebe dokundum ateş
Ateşe dokundum şair

Kuyunun portresine çalışıyordum
İlk kazmayı vurdum Ahmet
Oktay’a dokundum sanrı
Sanrıya dokundum anlam
Anlama dokundum yılan

Kuyunun portresine çalışıyordum
Kovaya dokundum suydu
Suya da dokundum acı
Acıya dokundum dünya
Dünya Ahmet Oktay’a

Kuyuya sığan okyanus
Akrep, zehir ve kaya
Sordum da yanıtladı
İki dizelik soruyla

Hepsine dokundum, kendim
Ahmet Oktay ben miydim?

( Gösteri 249, Haziran 2003 )


11- HİLMİ HAŞAL (1954)

      Destanların ele aldığı önemli temalardan biridir bağlılık. Hilmi, bu çok eski konuyu gündeme getirerek tazelemiş. Özlem, bu epik seferin en yakıcı yönü. Odysseia (Odise) bir destandır. Bir dönüş, bir kavuşma destanıdır. Penelope, iyi bir eş, Telemakhos hayırlı oğludur.

DÖNÜŞ

Sana geldim Penelopem, dönüp epik seferimden
zaman kurumuş gül iken aramızda, nafile umut…
ama nasıl; aşk düştü düşecekken gündemden
kitaplar dar kapı, dünya soğuk, hayat ağır kin
yitirilmişken beklenen sızılı denizler… çalkantı
al yüreğine kırık yüreğimi, sar sarmala; sağalt
sonra bir gökyüzü doğur ikimiz için, mavilerden
vuslat adına mahşeri silelim ağaçlardan; silebiliriz
sonra da o kök kuşkuyu kurutalım zamanımızdan
soğuk renksizliği, sinsi kanseri silelim; silebiliriz…

buğulu gözlerine, sabırlı göğüslerinin kirazına
kilitli kasığına, kutsal çileğine döndüm işte
dilimizde eskimiş bu ayrılık, Penelopem
sun, sınanmış yurdunun cömert atlasını
iksir ışığını aç
benim olan sana döndüm
yayımı büküp geren sihirli sözcüklerdi, bil
çekip bıraktım cellat ipi, fırlattım oku ketum tarihe
ilkin kendimi vurdum Penelopem
yitik dünleri diriltmek uğruna
sana geldim

(Akatalpa 37, Ocak 2003)



12- Arife KALENDER (1954)

      İstiridye, söylencelere göre yağmur damlasının içine düşmesiyle inciyi oluşturur. Gerçek böyle değildir. İstiridye bünyesine giren kum tanesinin çevresini sarar, onu zararsız duruma getirir… İncinin oluşumu insanlar için esrarengiz bir oluşumdur.

İSTİRİDYE VE İNCİ

Ölmekten yeni geldim
kimse görmedi doğduğumu

aldatıcıydı akıntısı suların
kayaların dibindeki midye kocaman duruyordu

bir kum tanesinin soluğu yeter mi denizlere
ömrüm kendisine yaldızlı bir kabuk arıyordu

saklandım bir istiridyenin pembe gizemlerine
sürüklenip geri geldim sedeflerle örttüm kumu

yakalandım ağlara, zaman ele verdi beni
hüznümün beyazı satılıyordu

söz dilde gizli, inci konuşmaz
acemi sarraf kör bıçakla sedefi tenimden kaldırıyordu

küçük diyor, değersiz kılıyor bedenimi para
kahırlı sabır, yangın sınırında kav bekliyordu

kum tanesinin inciye dönüşmesi son perde
yaşam her nesneye ayrı zamanda giysiler biçiyordu

ölmekten yeni geldim
kimse görmedi doğduğumu

(Dize 94, Ağustos 2003)



13- Roni MARGULİES (1955)

      Herkesin başına gelebilecek, çok sıradan bir olay. Herkesin çevresinde böyle insanlar bulunur. Güzel olan bu sıradan olayın, bu sıradan insanların yaşadıklarının doğalmış gibi anlatılmasıdır.
      Bu, sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Deneyin isterseniz.

MEVSİMLER

Bu kışı da devirdik, derdi,
Şubat’ta bir gün güneş açacak olsa.
Saçmalama, derdim, kar bile yağar haftaya.
Olsun, ne önemi var, ne kaldı ki
şunun şurasında ilkbahara?
Telefona sarılırdım kar yağdığında sonra,
Hani, derdim, hani bahar, dışarı baksana!
Say bak, derdi, kaç günü kalmış Şubat’ın.
Tartışırken biz böyle, bahar geliverirdi.

Daha kötüsü, Ağustos başlarında,
yeni dönmüşken Londra’dan ben,
Bu yaz da bitti, derdi birden, Ağustos’un
kıştır zaten yarısı. Dönüşün yaklaştı.
Hayır, derdim , dışarısı kırk derece,
dört haftası var bu ayın daha;
buna bir de pastırma yazını ekle.
Ne eklersen ekle, derdi, geliyor işte kış yine.

Aceleye getirmeyi sevmem ben mevsimleri.
Zaten geçiyorlar. Zaten geçiyor yıllar.
Beş kış devirmişim işte Fikret gideli.

(Adam Sanat 212, Eylül 2003)


14- SERDAR ÜNVER (1955)

      Ünver; ölçülü, biçili, simetrik şiiriyle bizi epey uğraştırdı. Mübarek olsun! Hayrını görsün. Bir de ilk bölümün dördüncü beyiti düşmesin mi? Az iş değil, sorunlar tümen tümen…
      Serdar, her türlü zorluğun üstesinden gelir. Acı sözü tatlı kılmasını bildi.

ACI SÖZ

(1)
Acı sözüm, derinde
Ne çok beni bekledin

Ben ki artık kimseye
Değer diye – ne kötü-

Dikçe bile bakmazken
Yanım sıra bin abdal-

Az mı herkes geceyi
Eğdi içim görünsün


Acı sözüm, atını
Dehle şimdi, yürüsün

(2)
Acı sözüm, ne oldu?
Şuncacık bir menzilde

Kapı baca yol iken
Durmak sana zor yokuş

İşte yükün pahası
Uğru öte, heybene..

Yoksa düze ermeden
Yine bana dönersin!


Acı sözüm, acımı
Senden iyi kim desin!

(Akatalpa 39, Mart 2003)


15- Fergun ÖZELLİ (1955)

      Cemal Süreya’nın erotizmini yansıtan dizeler, sözler, ondan ödünç alınmış gibi. Bu, şiirin şairini yıpratır!
      Teyp kaydına alınan şiir foss çıkmıştır.

BU BİR TEYP KAYDIDIR

       -Cemal Süreya’ya-

-derlerdi de inanamazdım,
gerçek bir vahaymış dudakların

-sus! sesini yorma; suyu derinden iç,
gölgemin tadına doyamayacaksın

-iyi ki kalktı sutyen sisi,
tomurcuk güllerle yanımdasın

-em onları, saçlarınla ört,
boşluğumla tanışacaksın

-hırçınım, kekeme ırmağım
söküyor sözlerimi diri sırtın

-uzat ellerini, uzat çabuk!
selim boşuna akmasın

-tanrım! pembecik göktaşısın
gözlerimi okşuyor ince toprağın

-kaz dilinle, kaz; utanma; dinsin sızın
ateşi duy; nemi duy; yumuşaklığı sarın

-ah! keşke ressam olsaydım
sığmazdı kağıtlara bacakların

-sokul mağarama, sokul!
omuzların yalnız kalmasın

(Dize 87, Ocak 2003)





16- Adnan AZAR (1956)

      1950 - 60 yılları arasında doğmuş şairler kümesi, en büyük kümeyi oluşturmaktadır. Etkin ve değişime açık şairler bu bölümde toplanmıştır.
      Adnan Azar bunların en inceliklisidir. Kaba sabalığa pek sapmaz.

GEÇİLEN ŞİİR

bana sularımı geri ver
söz istemiyorum, bana geri
imla ve durak ve boşluk işaretlerimi

adımdan öte hiç bir şeyi

bilet yok, yol yok, sadecevesadece
pencerelerden geçen gece şehirlerini
yakın ve uzağın şehirlerini

adımın önündeki hiç bir şeyi
adımın önündeki hiç bir şeyi

bana geri

(Adam Sanat 204, Ocak 2003)


17- Mahmut TEMİZYÜREK (1956)

      İnsan tutkusudur, fazla söze gerek yok. Yaşken, güneşle dağlar gezmiş!

İNSAN TUTKUSUDUR

İnsan tutkusudur, ona benzer
Yaşken güneşle dağlar gezmiş…

Yorgun gelmiş bir kedidir insan
hayatı yinelemekten.
Kalbine koy, uyuyakalır
Tırnakları gevşer,
mırıltısı damlar damardan

Unutur bazen kurutulduğunu
Bu var ya, bu tutku,
her gece kazana atılır rüyasında
Sabah, acı da pıhtılanır.
Esirlerden
alınma kandan böyle bir huy geçmiş

Akşam, açılır ansızın bir
rüzgârla tutkunun arka kapısı
Yalnızlık aç bir kedi, girer içeri

(Yasakmeyve 3, Haziran - Temmuz 2003)



18- Çiğdem SEZER (1960)

      Epey iyi şiir üretti bu yıl. Bu şiir de onlardan biri. Söze giden yollarda epey deney geçirecek, feleğin çemberinden geçecek. İbret olsun diye hepyek atmış, düşeşi ahıra bağlamış, oturup ağlamış, feleğe kahretmiş, sözün koynuna koynuna sığınmış biriyim. Hadi size kolay gele…

SÖZÜN ISSIZ KOYNUNA

meğer söz karbon
       bahçe rüya
yılanı derisinden soymaya
meğer ateş
meğer köz
değilmiş. meğer taş
üzümü olgunlaştırmaya

kimdi rüzgârını gömen
       suskunluğun hırkasına
çinko dam çürüyor
gibi söz düşerken
zamanın burgacına

meğer ne gövde
       ne ten
kuytundaki çayıra
girip at koşturmaya

meğer atım terli
soluğum dar

meğer yolculuk
sözün ıssız koynuna

(Kum 20, Kasım - Aralık 2003)


19- Zeynep UZUNBAY (1961)

      Uzunbay; tekerlemeyi tekerleyip rahat bir söyleyişi öne geçirdiğinden, kendini çok özgür duyumsayıp söze yakın durup dilin meyvelerinden tenhada otlayıp geviş getirmişken, racona uygun davranıp akışkan sokak dilini gündeme çekebilirdi!

ÖPİİM GEÇSİN

ramazan davulu değil duyduğun
kalbini sahura kaldırıyor kalbim, dinle
bütün gün hamfendi beyfendi yiyeceksin
benim de öksüz kalacak lülelerim alnımda
yorgunsan seni baştan doğurayım bu gece
büyütüp kaç yaşına getireyim
portakalı soydum yaşına mı
içinde bir yokuş var da, o durmadan koşuyor
ah,hâlâ koşuyor yaşına mı, hadi söyle
teras bizi bekliyor,düşman uyanmasın
arama terliklerin elimde

seni herkes sever derdin sen
seni herkes sever derdim ben
herkes değilmiş harflerin en lülesi
yalnızca sen ve ben
yarama sen dokun acımaz
bırak rüzgâr okusun kitapları
korkmuyorum yanımdasın
istersen uçuruma kur salıncağı

zaman,temmuza denk gelen bir ramazandı
yer, köpekler uyuyuncaya dek güldüğümüz teras
bu gülmeler ağlamak getirir derdin sen
kat kat açardık kalbimizi ortaya
öpiim de geçsin öpiim de geçsin
bu ağlamak gülmeler getirsin derdim ben
hadi lülem, yine deneyelim ayakta işemeyi

kazağın kadar değerim yokmuş çıplağında
adın doğmayacak kızımındır artık diyen bakışın
ağlasam aklımda gülsem aklımda

(Agora 31, Mayıs-Haziran 2003)


20- Enis AKIN (1964)

      Platonik aşk icat edildiğinden bu yana, Enis Akın da ters durumlara düşmüş. Yalan yanlış ve gereksiz bulunan adalet, yatak odasında volkandır. Ateşe, şeytana inanır, dağıttığı için…

AKINTIYA KAPILMASAYDIK DA BİYERE
GİDECEĞİMİZ YOKTU ZATEN

platon aşkı icadedeli beri
doktorumla beraber kızıla boyuyoruz
bir bilgisayar kazasında
yanan hayatımı

artık açacaklar biraları filan açmıyor
evde çalışan bitek çakmaklar kaldı
çakmak yangında ilk kurtarılacak diyorum

dumanın içinden geçerken
içimden dumanlar geçiyor

ben artık ateşe ibadet ediyorum

yatak odamda aktif bir volkan
ve gereksiz bir adalet duygusu

bir kundakta başladı
bu yangınların en dumanlısı
birer yaprak gibi yanıp tutuşan bakışlarımı

doktorumla beraber kırmızıya boyuyorum
platon aşkı icadedeliberi
her gece yüzümü ellerimle kapayıp
şeytanın ellerini öpüyorum

(Varlık 1144, Ocak 2003)


21- Mehmet Can DOĞAN (1969)

      Zihnin meyvelerini kurcalayan bir beyin…öylesine dal budak salmış ki çevresine; iyi kötü ayrımını pek yapamamakta tereddütler geçirmektedir. Zihin antikadır, dersek; çok şeyleri göze almış sayılırız... Edalı zihin her şeyi göze alır, her belayı yüklenir.

EDALI ZİHİN


       “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”
      Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir


Zihin kekre meyvedir
kurtlar da yer onu insanlar da
kuyumcular nakış işler
bakmazlar kimin bileğine dar gelir
kimin kalbi dar gelir ona
Antikadır zihin
kimi zaman açık artırmalara çıkar
düşer kimi zaman
ihtiyar-kadınlar bileğinden
bit pazarlarına
Zihin gönülsüzdür
otuz dört yıl odun hamalı
eğri arar doğru arar söze bulaşır
on yıl dağda gezer geyikler ile
sonra geyikleri köye taşır şehre taşır
Uzaklaştırır zihin
mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur
ağırlık hesap eder urganda
derisini yüzer içlenmelerin
köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda
Zihin konuşmak ister
inci takar boynuna ayağına halhal
dolaşır çarşı pazar
ev içlerinde perde bilmek ister
deva nedir eski derde yeni derde
Şaşıdır zihin
iki testisi vardır hep su isteyene
soru sorar cevabı saklar
Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi?
“Birini testinin kır!” demeyi bekler

(E 49, Nisan 2003)


22- SİNAN ORUÇOĞLU (1974)

      Oruçoğlu’na dört şiiriyle Kaçak Yayın dergisinde rastlayınca eski bir tanıdığa kavuşmuş gibi oldum... İnsanın yanında birçok sorununu taşıdığını biliyoruz. Talihsiz bir dönemde; her yerde rahatsızlık duyulur. Kişi kendisini tanıyamaz olur.

KÜFÜR BİLGİSİ

uyandım biraz rakı içtim
insan geceyi yanında taşıyor bazen
evleri yanında taşıyor, bir adama
küfrettiğini, bir kadını çok sevdiğini
bir mektubu, birgün akşam olduğunu
yalnızlığı ve kurumuş kalabalığı
masadaki ya da kalbindeki tozu
insan bazen yanında taşıyor

dünyanın yönlerini unutuyor kimi insan
kedileri unutuyor, nerdeydik, kimin için
ağlıyorduk, damarlarımızda dolaşan
esrarengiz kan niçin böylesine koyu
köpekleri unutuyor kimi insan
bir anıya yerleşiyor, bir uzaklığa
inanmakla başlıyor hüsran

uyandım biraz rakı içtim
kendime kötü denilebilecek
sözcükler söyledim
bir şiire başladım sonra
bana benzeyen birkaç sözcük uğruna
gittikçe bir şiire benzedim

(Kaçak Yayın 4, Ağustos 2003)


23- Atılcan SADAY (1977)

      Cumhuriyet gazetesinde Kasım ayı şiiri olarak seçilen bu şiiri buraya alış nedenim Evrensel Kültür dergisinin Mayıs 2003 sayısındaki “Sancı” şiirinin bilinç düzeyidir. O şiirde Iraklı gebe kadınların; savaş sırasında doğurmamak için, birkaç ay önceden sezaryenle doğum yaptıklarını söylüyordu.
      Atılcan, iyi gidiyor. Yüzümüzü ak çıkarır sanırım.

YALNIZLIK ŞİİRLERİ

I.
Bozkırın ortasında
tam ortasında, alıç ağacı

yaşar
bir başına
susarak

dal uçlarında bir kamaşma
eski sevinç, kırgın heves, ince hasret

yaşar
içten içe
tutuşarak

aklında orman sesi
gönlünde saka kuşu

çoktan kururdu, eğer
yaşamaktan vazgeçseydi

yaşar
senelerce
dayanarak

dalında üç yemişi
biri toprağa
biri rüzgâra
biri sakaya

yaşar
bile isteye
aldanarak

II.
yeraltı nehri
gün yüzüne çıkar
durmadan şaşırarak
yaşadığına
ve öldüğüne
bir pınara dönüşüp
güneşe kavuştuğu yerde

III.
denizden aldım seni, Kırmızı Taş
en dipte buldum seni, Kırmızı Taş
soluğumu tutarak
dip akıntılarında
arıttım, yonttum seni, Kırmızı Taş

bundan kafesine sığamayışın

IV.
yalnızlığım
ipek örtüsü
benliğimin

(Evrensel Kültür 143, Kasım 2003)


24- Emrah ALTINOK (1980)

       Dikkat; önce şairimizin soyadı: Dize’ye göre; ALTIOK yazılıyor. Veysel Çolak Yıllığına göre de öyle. Oysa; Emrah Altınok, olarak Kitap-lık dergisinin 59. ve 67. sayılarında, Varlık dergisinin 1150. sayısında ALTINOK olarak yazılmıştır. Islık dergisinin 17. sayısında Altınok’un şiiri var. Soyadı ALTINOK. Veysel Çolak’ın özensiz tavrı daha şimdiden sorun olarak önümüze konmuştur. Bu nedenle titizlenerek, gündeme bu konuyu aldım. Çocukça bir dil, olsa da hem dil, hem de taklit olarak yaklaşım göstermek olayın bir yönü!

ÖCÜ

kel tavuk gibi kızıştı tül
kovalıyor çocuklarını ölünün kül-perde
yarada bir gülümsüyor çocuğa anası:
       – ec’ceee

bak işte bak kim geliyor
bir ara tükendi ara daha hece
tahta sigaralar içiyor çocuk
       tütüyor saklambaç körebe

uykusuz oynar mı kum banyosu
kovalıyor çocuğu kendine gece
bir öcü oluyor su:
       – ec’ ceee

(Kitap-lık 67, Aralık 2003)




25- Gonca ÖZMEN (1982)

      Gonca, büyüyemedi gitti. Gündeminde hep ve her zaman aşk var. Gonca; kargadan başka kuş tanımam diyen kişilere benzedi. Yeni bir söyleyiş ne gezer! Ara ki bulasın. Ne yapmalı etmeli, Gonca artık büyümeli…

AĞZINDI

Ağzındı
Çıplak duvar, mahrem kapı

Ağzındı
Doğmamış dizeler getirip bıraktı

Düşen iki sözcük bir mezar kazdı
İklim değiştirdi otlar kendiliğinden
Gördüm ağzın yaprak kırgınlığı

Ağzındı
Yıkılan ceviz ağaçları gibi
Kolları bacakları düzeltilmiş bir ölü

Tüm sesleri toplayıp gitti
Ağzındı
Sokak çocuğum eksik göğüm

Ağzındı
Ve çocuktuk hâlâ sevişirken
İki oyun arası


Ağzın, Gotik çağım

(Adam Sanat 204, Ocak 2003)

İhsan Üren






03.12.2006
6232






Geri Dön   Yukarı Çık






© 2006 Her hakkı saklıdır.

Og innenfor en vedvarende kjøring for å holde fansen oppdatert om nye Funimation utgivelser, Ugg Sko Oslo har organisasjonen også lansert en oppdatering ukentlig podcast, Ugg Norges Fake den Funimation QuickieAfter snakker om Funimation er mye mer grunnleggende planer, Ugg Oslo startet Sheehan segmentet fra panelet at flertallet av deltakerne hadde klart Vi har ventet på ivrig: Ugg Votter Pris en gjennomgang av release datoer for noen av de dusinvis av anime serien nå i Funimation køen. Cayuga Heights må ha fullført sin studie før du tar boring avløpsvann og krevde boreoperasjonen for å avsløre sine kjemiske forbindelser og egenskaperUgg Norge Salg , sa DiMura. Hvis en organisasjon er motvillige til å fullstendig avsløre sin boring kjemikalieblandingen, Ugg På Nett DEC mest sannsynlig ikke ville trenger firmaet å avsløre de kjemiske stoffene for publikum, Uggs Oslo City men de bør likevel deles sammen med DEC, nevnte DiMura. 1. substantiv. Kennedy Ugg Forhandlere I Norge Problemene av planeten ikke kan muligens løses ved skeptikere eller kynikere som horisonter er begrenset av det klare realiteter. Uggs Oslo Pris Vi må ha karer som kan drømme om ting som aldri hadde vært.Ugg Boots John F. Kennedy 'Jeg liker Amerika større enn noen annen nasjon i denne verden, Ugg På Nätet og nettopp på grunn av dette, jeg insisterer rundt hensiktsmessig å kritisere henne evig.' James A.