38
 |  Anasayfa |  Ziyaretçi Defteri |  İletişim |          
                

Yazıları |    
Şiirleri |    
Ufuk Turu |    
Kitapları |    
Hakkında |    
Basında |    
Fotoğraflarla |    





BİR ŞİİRİ YAZAMAMAK(!)

     Saati gelmedi yazmak istediğim o şiirin deyip durdum yıllardır. Öyküsünü sıyırıp atamadım üzerinden.Öyküyü kıramadıkça da yazamıyorum. Daha doğrusu şiirim yakalayamadım konunun!

     15 yaşlarımdayken ilgimi çekmiş üzerinde durmuş, bir sonuç alamamıştım. Annemin kendinden büyük iki ablası varmış birisini çok iyi tanıdığım halde ötekinin adını bile bilmiyordum.Öğrenmek bile olanaksızdı. Çünkü kimse bu konuda bir şeyler söylemiyordu. O sıralarda yatılı okumak için evden ayrıldım, ilgim ertelendi. Öğrenim, askerlik, öğretmenlik derken 25 yıl araya giriverdi. Bilgi alacak insan sayışı da azaldıkça azaldı. Bugün hiç kimse yok artık. Neredeyse altmış yaşıma giriyorum bu konu kırk yıldan daha eski deyip biraz da ben ertelenmesine neden oldum. Bir şeyler yazmaya başlayalı da kırk yılı bulmuş neredeyse!

     1996'ın Eylül ayı sonları bir öğleden sonra. Altıparmak Caddesinde 15 kadar, 12-15 yaşları arasında acayip giyimli çocuklar bir aşağı bir yukarı gezinip duruyorlar. Basbayağı halkın sabrını test ediyor, tepkisini sınıyorlar gibi geldi bana. Öfkelenip bu iğrençliğe daha fazla dayanamayıp hemen eve girdim. Simsiyah lata gibi bir giysinin üzerinde acı yeşil birer sarık taşıyorlardı. Bence amaçsız dolaşmaları bilhassa tembihle yapılan bir işti. Ülkemin içine düşürüldüğü duruma sinirlenmiş elimde olmadan ortanca teyzemi düşünmüştüm. Büyük teyzemin kızından öğrendiğime göre; ortanca teyzem modern giyinip gezemediği için kendini öldürmüştü. Bu ne zıtlıktı! Hemen o an bağlantıyı kurdum, iki olayın zıt oluşu ve tarihsel boyutu, trajediyi yeterince verebiliyordu.

     Hemen eldeki bilgileri ortaya döktüm. Annemin babası Şerif Efendi bir Osmanlı kişisi, dinibütün, işittiğim kadarıyla sert bir insanmış. Mültezimlikle ilgiliymiş işi. Cumhuriyette durumu kötülemişti olasılıkla! Giyim kuşam devrimlerine karşı çıkmış, evde kızlarına ters davranmış olmalıydı! Dedemi görmedim, görmüş olsam bile, ben çok küçükken öldüğüne göre anımsayacak yaşta değilmişim.

     Şiirimin ilk uçlarının da görüldüğü şöyle bir not düşmüşüm o günlerde defterime:

Kahramandı
Annemin ablası...
Yasaktı sözüm etmek
Her aile taşır mı
belli belirsiz bir giz?

Tüfek...
Kendini vurmak...
Başı açık gezmek...
Başkaldırı anıtı..
Sarnıçta birikti sözcükler:
Kırık kırık.. kesik kesik...ve birden.
Kahramanımı kırk yılda
biriktirdim ben:
Teyzem.


     Yirmi yıldır yazmayı düşündüğüm "Teyzem"i bugün ele alıyorum. Olabildiğince şiirin oluşma sürecini de işleyeceğim.

Osmanlı Tahsildarı Şerif Efendinin kerimeleri:
Seyfiye
Resmiye arasında silikleştirilmiş
bir teyze, ortanca asi kız.
Süs durakları keser durur konuşmaları...
Söz edilmez, sürgündür evden.
Gözümde dağlara çıkan Resneli Niyazidir teyzem.



1996 yılının son aylarında Gözyaşı Şişesi adlı şiir kitabımın hazırlıklarıyla geçtiği için teyzem şiirinin yazımı ertelendi. Gözyaşı Şişesi yılbaşına on gün kala çıktı. Kitap yılbaşı armağanı oldu yolladıklarıma. 1997'in basında Gözyaşı Şişesi'nin ardından hemen hemen hazır olan haikuları kitaplaştırma çalışmalarına girdim. Gitti, 1997'in ilk üç ayı. Bir kez olsun ele alıp yazmak değil, dönüp bakmak bile kısmet olmadı "Teyzem" şiirine.

1997 yılının ilk üç ayı haikularımın toplandığı Japongülü Gibi'nin hazırlığıyla geçti. Mart ayı sonunda kitabım çıktı. Mart 30'da Çorlu'dayım. l Nisan herhalde atmosferden olacak şiirin adını buldum."Muamma Teyze" olacak. Tekirdağ'da teyzemin kendini vurduğu ev duruyor mu? Bilmiyorum. Kardeşim Şerif bilir ona sorayım. Niye bu sorular oradayken aklıma gelmez ki? Validebağ'dayım, orada geliyor usuma! Çorlu'da üç gün kaldım. İşlerim bitince sıkılıyorum.Bursa'da yazlığa gitmeliyim, orada yapılacak İş çok. Mayıs ayı verimli geçiyor yazlıkta çalışıyorum. İlk müsveddeleri bilgisayara orada aktarmışım. Ama ortada daha doğru dürüst bir şeyler yok! Şiir uçları gelmiş hep.

Haziran 1997 ortalarında Bursa-Kumyaka'dan- İstanbul-Çorlu-İstanbul-Bursa Kumyaka'ya dolanıp geldim. Günlüğümü yanımda götürmüşüm ona yazdıklarımdan okuyalım:

Çorlu, 16 Haziran 1997 Pazartesi


Kumyaka'dan Şerifin otomobiliyle ayrıldık. Bursa'da eve hanımı bıraktık.Yalova'dan çiçek fideleri ve saksı çiçekleri aldık. Validebağ'a Altan'a uğradık onu da alıp Çorlu'ya hareket ettik.Çorlu'dan yiyecek düzüp Yeniçiftlik kıyısındaki yazlığa gittik. Gece orada kaldık. Şerif’in yeni evi umduğumdan da büyükmüş.

Validebağ, 17 Haziran 1997 Salı


Çorlu'ya gittik. Altan pasaport çıkarmak için başvuruda bulundu. Ben emekli aylıklarımı aldım. İstanbul'a giden arkadaşımın otomobiliyle Çengelköy'e gittik. İskele yakınında güneş batarken bir gazinoya oturduk. Rahatsız edici, dirsek dirseğe bir yer. Görünüm çok dayanılmaz ki o nedenle çektik gürültüsünü. İç taraftaki lokantada karnımızı doyurup bir taksiyle eve ulaştık.

Bursa, 18 Haziran 1997 Çarşamba


Saat 9.30 Altan yatarken Kadıköy'den Tünel yoluyla Beyoğlu'na çıktım. "Anı Yağmuru Altında Taksim'den Tünel'e Yürüyen Şairin Öfke Tutanağıdır" şiirimdeki yerlerin konumunu bir kez daha tersten gözden geçirdim! Yapı Kredi Yayınları Satış yerine uğradım. Bir dolu kitap aldım. Kitaplara zam gelmiş, alacağım kitapları geciktirip almadığım için kendime kızıp durdum. Elim kolum dolunca Galatasaray Lisesi’nin önünden taksi tutup eve yollandım. Akşamüzeri Harem'e gidip Bursa'ya hareket ettim. Rahat bir yolculukla Bursa'ya geldim .Yeni Garaj çok güzel. Eve taksi tuttum. Bir milyon. Aldık dersimizi. İstanbul-Bursa bir milyondu. Neyse evimdeyim. Bursa'dayım.

Kumyaka, 19 Haziran 1997 Perşembe


Çarşıya çıktım. Bankama uğradım, para çektim. Peynir, kiraz, kayısı, domates, fasulye aldım. Taksiyle eve gittim. Eve Esin gelmiş. Bizi Kumyaka'ya götürdü. Saat 17'ye doğru Kumyaka'dayız. Çocuklar havuza girdiler. Ben "Muamma Teyze"yi yazmak üzere bilgisayarın basma oturdum. Akşamdan beri Enis Batur'un Seyrüsefer Defteri'ni. okuyorum, Doğu-Batı Divanı'yla koşut olarak. Anlaşılan anlatımcı şiir Enis'i de çok uğraştırmış. Kitap yazıyor adam! Biz anlayıp ohlayıp durduk yıllarca, sorunu deşmedik hiç.

Ne olmuştu birdenbire! Bir zembereğin boşanışı gibi gelmişti şiir aylarca sonra. Çok hızlı denebilecek bir gezi yapmıştım.Bu gezi sırasında bilinçaltını mı durmadan çalıştı? Nasıl bir kurgulama oluştu hiç bilmiyorum. Şiirin yapısının önemli bir bölümü birden çıkıverdi ortaya:


"MUAMMA TEYZE" I.

I. Muammadır...
Kime sorulur,
     yanıt (l) alınacak soru?

II.
Birden susuş..
            yarım bırakılan anlatım..
Anlamsız (l) duraklar,
            akışı değiştirilen konu..

III.
Kim açar,
            muamma kuyusunun yüzünü?
Çocukluktan beri dolanan
                  soru sütüyle beslendi
                        içimdeki yılan.

IV.
Belli belirsiz teyzemden
            söz etmek
                  san ki yasak!
Her ailede var mıdır;
                  böylesi giz?

V.
Tüfek...
Kendini vurmak..
Başı açık gezmek...
                    için özenmek
               başkaldırı anıtı.
Sarnıçta birikti sözcükler
          kırık kırık
               kesik kesik
ve birden..
Kahramanımı kırk yılda
          biriktirdim ben.
                    Teyzem.


VI.
Dişi Resneli Niyazi'dir teyzem;
          başkaldırıp(l) daga çıkan.

Tek ayrıcalığı
          çekilmedi intihar geyiğiyle
                    hiçbir fotoğrafı.



"MUAMMA TEYZE" (İlk Düzeltmeler)

İlk anda birinci bölümün "alınacak" sözcüğü kuşkular yarattığı için olası sözcükler arandı. "Alınacak" sözcüğü yerine "çıkarılacak", " sızdırılacak" sözcükleri peş peşe geldi. Birden birelik giriş için sakıncalı olur mu diye düşünüldü. Önemsenmedi. Birinci bölüm aşağıdaki gibi oluşturuldu:

I. Muammadır...
Kime sorulur,
          yanıt sızdırılacak soru?


İkinci bölümün sorunu karşılayamama gibi bir konumu vardı. Kesik ve tereddütlü bir söylemi nasıl sağlarız? Bu açıdan bakıldı dizelere; değiştirildi birkaç kez. Dizeler alt üst edildi. Sonunda şöyle bir biçim aldı ikinci bölüm:

II. Birden susuş..
          yarım bırakılan anlatım..
Anlamsız (l) duraklar,
          akışı değiştirilen konu..


Yeni biçim şöyleydi:

Birden susuş..
          yarım bırakılan anlatım..
Akışı değiştirilen konu..
          anlamsız duraklamalar..


Her söz ve davranıştan anlam çıkarılabileceği düşünülerek; Son kez şöyle dönüştürüldü:

II. Birden susuş..
            Yarım bırakılan anlatım..
Akışı değiştirilen konu..
          Anlamlı duraksamalar..


Bu düzeltmeden sonra, arada üçüncü bir somut bilgi aktarımına gereksinme duyuldu. Giyim kuşam devrimine karşı çıkma Trakya'da görülmüş şey değildi .Duyduğumda inanamamış duraksamıştım.Çok güç öğrendiğim intihar kuşku götürmeyecek biçimde bu katı tutumun sonucuydu. Bunu verecek hiçbir ipucu belirmiyordu. Oysa Şerif Efendinin kızlarının adı bile ipucu niteliği taşıyordu bana göre... Bu nedenle "Muamma Teyze"nin konumunu saptayacak bir üçüncü
bölüm araya girmeliydi:

III. Seyfiye
               ile
Resmiye arasında
     silikleştirilmiş ortanca
               memnu teyzeden;
söz edilmezdi bilhassa
                    neden?


Üçüncü bölümde bir ayraç açmak gerekti. Kimdi bu Seyfiye ile Resmiye? (ki annemdir) ayracı getirildi. Böylece şairin “Muamma Teyze"yle ilişkisi vurgulanmış oldu. Değişiklik şimdilik bu kadar:

III. Seyfiye
               ile
Resmiye (ki annemdir) arasında
     silikleştirilmiş ortanca
               memnu teyzeden;
               söz edilmezdi bilhassa
                              neden?


Dördüncü ve Beşinci bölümler değiştirilmeden olduğu gibi kaldı.


Bu düzeltmeler, düzenlemeler ve değiştirimler sonunda şiirimin ikinci versiyonu şöyle oluştu:

"MUAMMA TEYZE” II.

I. . Muammadır...
     Kime sorulur,
          yanıt sızdırılacak soru.


II. . Birden susuş..
           Yarım bırakılan anlatım..
Akışı değiştirilen konu..
          Anlamlı duraksamalar…


III. . Seyfiye
                    İle
Resmiye (ki annemdir) arasında
      silikleştirilmiş ortanca
               memnu teyzeden;
               söz edilmezdi bilhassa
                         neden?


IV. . Kim açar,
     Muamma kuyusunun yüzünü?
Çocukluktan beri dolanan
     soru sütüyle beslendi
               içimdeki yılan.


V. . Belli belirsiz teyzemden
          Söz etmek
               san ki yasak!
H     er ailede var mıdır;
                    böylesi giz?


VI. . ……………………………
…………………………………
      ................................................
..................................( Çalışmanın sonuna bırakıldı.)


. Birikti sözcükler sarnıçta;
Kahramandı teyzem,
     Kırk yılda biriktirdiğim yargı.
               Dirildi, örtülen...


VII. . Dişi Resneli Niyazi'dir teyzem;
          başkaldırıp uçmağa çıkan.
Tek ayrıcalığı,
     çekilmedi intihar geyiğiyle;
                    hiçbir fotoğrafı.



İkinci versiyonda altıncı bölüm olarak düzenleme en sona bırakıldı. Çünkü biçimsel açmazlar içindeydim. önce sızdırılan bilgileri intihar ya da tüfek sözcüklerinin çevresine serpiştirmeye çalıştım.

I. Biçim:

Bir             var ki             tüfek       kısa             saç

            İNTİHAR
            tüfek            baş

açık             gezmek

etmek                   özenmek
          özenmek             intihar

gezmek                   başı açık

Kısa saç


II. Biçim:

     Kısa saç                  için özenmek

TÜFEK

gezmek            intihar            Kendini

vurmak                  başı açık..


III. Biçim: Sarnıçta birikmenin sonucunu biçimlendireceğim:

     S             b             s     

     a      
      i             ö     

     r      
      r             z

     n
      i       c

     ı
      k       ü

     ç
      t       k

     t
      i       l

     a
      e

      r :


Bu denemeler Temmuz ayı başına değin aralıksız sürdü. O denli bunalmıştım ki şiiri bir kıyıya bırakmayı düşünmeye başlamıştım. Sonuçta yalın söyleyişi öne çıkarmayı yeğleyip söyleyiş birlikteliği sağlandı. "Muamma Teyze"nin bilgilerine ulaşmadaki zorluğu verilemediğim için bu kez de çözüm sonucundan kuşkulu ve buruktum. Birkaç kez okuma, bu burukluğu yok etti.

VI. Birikti sözcükler sarnıçta:
     makbul ve muti
                    kişi değilmiş.
Kısa saç, baş açık
               gezmek istermiş.
Karşı çıkılınca;
          vurmuş kendini tüfekle...
Kahraman teyzem Makbule.

Kırk yılda biriktirdiğim yargı:
                    Dirildi, örtülen...



Resneli Niyazi'nin özgürlük ve Meşrutiyetin ilanı için dağa çıkışı kadar evcil bir geyik(karaca)le gezmesi ne kadar zıtlık gösteriyorsa... Teyzemin başkaldırısıyla yaşamına son vermeyi seçişi o denli bir zıtlık oluşturmasına karşın sonunda yeğlediğim bir bitiriş oldu. Şiire son biçimini verip tamamladım. Buruk bir utku kazanmıştım kağıt üzerinde...


Son Biçim:

MUAMMA TEYZE

Muammadır...
     Kime sorulur,
          yanıt sızdırılacak soru?

Birden susuş..
     Yarım bırakılan anlatım..
Akışı değiştirilen konu..
          Anlamlı duraksamalar..

Seyfiye
               ile
Resmiye (ki annemdir) arasında
silikleştirilmiş ortanca
          memnu teyzeden;
               söz edilmezdi bilhassa
                         neden?

Kim açar,
     muamma kuyusunun yüzünü?
Çocukluktan beri dolanan
          soru sütüyle beslendi
                         içimdeki yılan.

Belli belirsiz teyzemden
     söz etmek
               san ki yasak!
Her ailede var mıdır;
                    böylesi giz?

Birikti sözcükler sarnıçta:
Makbul ve muti
                    kişi değilmiş!
Kısa saç, baş açık
          gezmek istermiş.
Karşı çıkılınca;
     vurmuş kendini tüfekle...
Kahraman teyzem Makbule.

Kırk yılda biriktirdiğim yargı:
                    Dirildi, örtülen...

Dişi Resneli Niyazi'dir teyzem;
               başkaldırı? uçmağa çıkan.
Tek ayrıcalığı,
          çekilmedi intihar geyiğiyle
                    hiçbir fotoğrafı.

Kumyaka, 12 Temmuz 1997

İhsan Üren






28.12.2007
4449






Geri Dön   Yukarı Çık






© 2006 Her hakkı saklıdır.

Og innenfor en vedvarende kjøring for å holde fansen oppdatert om nye Funimation utgivelser, Ugg Sko Oslo har organisasjonen også lansert en oppdatering ukentlig podcast, Ugg Norges Fake den Funimation QuickieAfter snakker om Funimation er mye mer grunnleggende planer, Ugg Oslo startet Sheehan segmentet fra panelet at flertallet av deltakerne hadde klart Vi har ventet på ivrig: Ugg Votter Pris en gjennomgang av release datoer for noen av de dusinvis av anime serien nå i Funimation køen. Cayuga Heights må ha fullført sin studie før du tar boring avløpsvann og krevde boreoperasjonen for å avsløre sine kjemiske forbindelser og egenskaperUgg Norge Salg , sa DiMura. Hvis en organisasjon er motvillige til å fullstendig avsløre sin boring kjemikalieblandingen, Ugg På Nett DEC mest sannsynlig ikke ville trenger firmaet å avsløre de kjemiske stoffene for publikum, Uggs Oslo City men de bør likevel deles sammen med DEC, nevnte DiMura. 1. substantiv. Kennedy Ugg Forhandlere I Norge Problemene av planeten ikke kan muligens løses ved skeptikere eller kynikere som horisonter er begrenset av det klare realiteter. Uggs Oslo Pris Vi må ha karer som kan drømme om ting som aldri hadde vært.Ugg Boots John F. Kennedy 'Jeg liker Amerika større enn noen annen nasjon i denne verden, Ugg På Nätet og nettopp på grunn av dette, jeg insisterer rundt hensiktsmessig å kritisere henne evig.' James A.